by Mithras Yekanoglu

Donald Trump’ın başkanlık dönemi, Orta Doğu’da önemli değişimlerin yaşandığı bir süreçti. Özellikle Suriye, Türkiye ve Kürtler üçgeninde yürüttüğü politikalar, hem bölgedeki güç dengelerini etkiledi hem de ABD’nin müttefikleriyle olan ilişkilerini yeniden şekillendirdi. 2025’te Trump’ın yeniden başkan seçilmesi ihtimaliyle birlikte bu konular tekrar gündeme geldi. Peki, Trump’ın geçmişte attığı adımlar neydi ve gelecekte nasıl bir yol izlemesi bekleniyor?
Trump’ın Suriye Politikası: Karışıklık ve Ani Kararlar
Trump’ın Suriye politikası, genellikle ani ve hesaplanmamış kararlarla şekillendi. Öncelikle, Trump yönetimi, Obama döneminde başlatılan IŞİD’le mücadeleyi sürdürdü ve ABD’nin Kürt müttefikleriyle olan işbirliğini devam ettirdi. Ancak 2019 yılında Trump, Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD askerlerini geri çekme kararı aldı.
Bu kararın iki büyük sonucu oldu:
- Türkiye’nin Suriye’ye Girmesi: Türkiye, ABD’nin çekilmesinin ardından, YPG’yi terör örgütü olarak görerek Suriye’nin kuzeyine askeri operasyon düzenledi.
- Kürtlerin Güvenlik Kaygıları: ABD’nin desteğiyle IŞİD’e karşı savaşan Kürtler, bir anda kendilerini Türkiye’nin askeri müdahalesine karşı savunmasız halde buldu.
Trump, bu süreci savunurken, “Kürtler bizimle Normandiya’da savaşmadı” gibi açıklamalar yaparak ABD’nin Kürtlere olan desteğinin stratejik değil, geçici olduğunu ima etti. Ancak bu tutum, ABD iç siyasetinde ve uluslararası arenada sert eleştirilere neden oldu.
Türkiye ve Trump İlişkileri: Denge Oyunu
Türkiye ve Trump yönetimi arasındaki ilişkiler zaman zaman gergin olsa da, genel olarak pragmatik bir dengeye dayanıyordu. Trump, Erdoğan’la kişisel olarak iyi ilişkiler geliştirdi ve Türkiye’nin NATO üyeliğini destekledi. Ancak bazı konular iki ülke arasında kriz yarattı:
• S-400 ve Yaptırımlar: Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alması, ABD’nin tepkisini çekti ve Türkiye’ye yönelik yaptırımlara yol açtı.
• Rahip Brunson Krizi: ABD’li rahip Andrew Brunson’un Türkiye’de tutuklanması Trump tarafından sert eleştirildi ve ekonomik yaptırımlarla sonuçlandı.
• Suriye’deki Askeri Operasyonlar: Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki operasyonları, ABD Kongresi’nde Türkiye’ye karşı yeni yaptırımların gündeme gelmesine neden oldu.
Trump, genellikle Türkiye ile ilişkilerini bir “iş anlaşması” gibi görüyordu. Ankara ile yapılan pazarlıklarda “kazan-kazan” stratejisi uygulamaya çalıştı. Ancak Biden döneminde bu ilişkiler daha kurumsal ve mesafeli bir yapıya büründü. Eğer Trump 2025’te tekrar başkan olursa, Erdoğan’la yeniden daha sıcak ve pragmatik bir ilişki kurması beklenebilir.
Kürtler: ABD’nin Güvenilmez Müttefiki mi?
Trump döneminde Kürtlere yönelik ABD politikası tutarsızdı. ABD, IŞİD’e karşı savaşırken Kürtleri müttefik olarak görüyordu, ancak Türkiye’nin baskısıyla Kürtleri koruma konusundaki taahhüdünden vazgeçti. Trump yönetimi, bir yandan YPG’yi desteklerken, diğer yandan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anlayışla karşıladı. Bu politika, Kürtler için büyük bir güven krizine yol açtı.
Bugün gelinen noktada, Kürtler hâlâ ABD’ye güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheli. Biden yönetimi Kürtlere destek vermeye devam etti, ancak Trump yeniden başkan olursa, Kürtlerin bir kez daha yalnız bırakılma ihtimali yüksek. Özellikle Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonlarını genişletme isteği göz önüne alındığında, Trump’ın Ankara ile pazarlık yaparak Kürtleri daha da zayıf bir konuma itmesi olası.
Gelecekte Ne Olabilir?
Eğer Trump 2025’te yeniden başkan olursa, Türkiye, Suriye ve Kürtler konusunda şu senaryolar mümkün:
- Türkiye ile Daha Yakın İşbirliği: Erdoğan ve Trump, daha önce olduğu gibi kişisel ilişkilerini kullanarak yeni anlaşmalar yapabilir. Trump’ın NATO konusunda daha esnek olması, Türkiye’ye bazı avantajlar sağlayabilir.
- Suriye’de ABD’nin Varlığının Azalması: Trump, Suriye’den tamamen çekilme fikrini tekrar gündeme getirebilir. Bu, Türkiye için bir fırsat yaratırken, Kürtler için büyük bir güvenlik sorunu doğurabilir.
- Kürtlerle İlişkilerin Daha da Zayıflaması: Trump, Kürtlerle ittifakı tamamen bitirerek Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarına daha fazla destek verebilir. Bu, ABD’nin Kürtlere olan güvenilirliğini sıfıra indirebilir.
- İran ve Rusya Faktörü: Trump, İran’a karşı daha sert bir politika izleyebilir. Bu da Türkiye’yi daha fazla Batı yanlısı bir pozisyona itebilir. Ancak Rusya ile olan ilişkilerde Türkiye’nin nasıl bir pozisyon alacağı belirsiz.
Sonuç: Trump’ın Politikaları Bölgeyi Nasıl Etkileyecek?
Donald Trump’ın Orta Doğu politikaları, pragmatizm ve belirsizlik üzerine kurulu. Türkiye’yi stratejik bir müttefik olarak gören Trump, Kürtlere yönelik politikalarını büyük ölçüde Türkiye’nin taleplerine göre şekillendirdi. Eğer yeniden başkan olursa, Kürtlerin ABD’den daha az destek görmesi, Türkiye’nin Suriye’de daha fazla inisiyatif alması ve ABD’nin Orta Doğu’daki varlığının azalması olası.
Ancak Trump’ın en büyük zayıflığı, tutarsız kararları ve anlık değişiklikleri. Bu nedenle Türkiye, Kürtler ve Suriye konusunda atacağı adımlar, sadece bölgedeki aktörleri değil, ABD iç siyasetini de ciddi şekilde etkileyecek. Sonuç olarak, Trump’ın ikinci dönemi, Orta Doğu’daki güç dengelerinin yeniden şekillenmesine neden olabilir.
Eğer Trump gerçekten yeniden başkan olursa, Türkiye ve Kürtler için en önemli soru şu olacak: ABD’nin Orta Doğu’daki rolü sona mı eriyor, yoksa yeni bir döneme mi giriyoruz?
ABD’nin Orta Doğu’daki Rolü Sona mı Eriyor?
ABD’nin Orta Doğu’daki rolü, özellikle son 20 yılda büyük değişimler geçirdi. 2000’lerin başında bölgede en etkin dış aktör olan ABD, bugün itibarıyla askeri ve siyasi olarak geri çekilmeye devam ediyor. Trump’ın başlattığı ve Biden’ın sürdürdüğü bu süreç, “ABD’nin Orta Doğu’dan çekilişi” olarak yorumlanıyor. Ancak, bu gerçekten bir son mu, yoksa sadece bir strateji değişikliği mi?
ABD’nin Orta Doğu’daki Geleneksel Rolü
ABD, Soğuk Savaş’tan bu yana Orta Doğu’da üç temel hedef doğrultusunda hareket etti:
- Petrol ve Enerji Güvenliği: Orta Doğu’daki petrol kaynaklarını ve deniz yollarını kontrol altında tutarak küresel enerji piyasalarını denetlemek.
- İsrail’in Güvenliği: İsrail’i destekleyerek bölgedeki varlığını güçlendirmek.
- Bölgesel İstikrar ve ABD Hegemonyası: Rakip güçlerin (Rusya, Çin, İran) bölgede etkinliğini sınırlamak ve müttefiklerini korumak.
Bu hedefler doğrultusunda ABD, Körfez Savaşı (1991), Afganistan Savaşı (2001) ve Irak Savaşı (2003) gibi büyük askeri müdahalelerde bulundu. Ancak son yıllarda bu rol dramatik bir şekilde değişti.
ABD’nin Orta Doğu’dan Çekilme Süreci
ABD’nin Orta Doğu’dan çekilme sürecinin birkaç önemli dönüm noktası var:
- Obama Dönemi: “Pivot to Asia”
• Barack Obama, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltıp Asya-Pasifik’e yönelmesi gerektiğini savundu.
• 2011’de Irak’tan ABD askerlerini çekerek savaş dönemini resmen sonlandırdı.
• İran’la 2015 Nükleer Anlaşması’nı yaparak bölgedeki gerilimi düşürmeye çalıştı. - Trump Dönemi: “Önce Amerika”
• Trump, Orta Doğu’daki uzun vadeli askeri angajmanları “gereksiz savaşlar” olarak gördü.
• 2019’da Suriye’nin kuzeydoğusundan ABD askerlerini çekerek Türkiye’nin askeri operasyonlarına yeşil ışık yaktı.
• İsrail ile Arap ülkeleri arasında Abraham Anlaşmalarını imzalayarak diplomatik ilişkileri normalleştirdi.
• İran’a karşı sert yaptırımlar uyguladı, ancak askeri müdahaleden kaçındı. - Biden Dönemi: Çekilmeyi Hızlandırma
• 2021’de Afganistan’dan tamamen çekilerek 20 yıllık savaşı sonlandırdı.
• Ukrayna ve Asya-Pasifik bölgelerine odaklanarak Orta Doğu’yu ikinci plana attı.
• İsrail-Filistin çatışmalarında diplomatik destek vermekle yetindi, doğrudan müdahil olmadı.
• İran ile yeni bir nükleer anlaşma arayışına girdi.
Biden ve Trump arasındaki farklara rağmen, her iki liderin de ortak noktası, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını en aza indirmek istemesi oldu.
ABD’nin Orta Doğu’dan Çekilmesi Ne Anlama Geliyor?
ABD’nin Orta Doğu’daki varlığını azalttığı açık, ancak bu tamamen bir çekilme mi, yoksa stratejik yeniden konumlanma mı? Bunun birkaç kritik sonucu var:
- Güç Boşluğu ve Yeni Bölgesel Liderler
ABD’nin geri çekilmesiyle Orta Doğu’da yeni aktörler öne çıkıyor:
• Çin: Orta Doğu’daki en büyük petrol alıcısı olan Çin, Suudi Arabistan ve İran gibi ülkelerle ekonomik ilişkilerini artırıyor. 2023’te Çin’in arabuluculuğunda İran ve Suudi Arabistan diplomatik ilişkileri yeniden başlattı.
• Rusya: Suriye’deki askeri varlığıyla ABD’nin boşluğunu doldurdu. Türkiye ve İran ile yakın çalışarak bölgedeki etkisini artırdı.
• Türkiye: Suriye, Libya ve Azerbaycan’da etkinlik göstererek bölgesel bir güç olarak yükseldi.
• İran: ABD’nin çekilmesiyle birlikte Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen’deki nüfuzunu artırdı.
- İsrail’in Yalnızlaşması
ABD’nin bölgeden çekilmesi, İsrail için stratejik bir zorluk yaratıyor. Biden yönetimi, İsrail’e askeri ve diplomatik desteğini sürdürüyor ancak doğrudan müdahaleden kaçınıyor. 7 Ekim 2023’te Hamas saldırıları sonrası İsrail’in Gazze’ye yönelik operasyonlarında ABD, destek verse de doğrudan bir askeri müdahaleye girişmedi.
- Kürtlerin Güç Kaybı
ABD’nin bölgeden çekilmesi en çok Kürtleri etkiledi. Trump’ın Suriye’den asker çekmesi, Türkiye’nin YPG’ye karşı operasyonlarını artırmasına neden oldu. ABD’nin bölgedeki zayıflamasıyla Kürtler, Rusya ve Şam yönetimiyle yeni pazarlıklara girmek zorunda kaldı.
- İran ve Suudi Arabistan Dengesi Değişiyor
ABD’nin çekilmesiyle İran ve Suudi Arabistan gibi bölgesel güçler daha bağımsız hareket etmeye başladı. 2023’te iki ülke Çin’in arabuluculuğunda diplomatik ilişkilerini yeniden başlattı. Bu durum, ABD’nin Orta Doğu’daki etkisinin zayıfladığını gösteren önemli bir gelişmeydi.
Peki, ABD Tamamen Orta Doğu’dan Çekilir mi?
ABD’nin Orta Doğu’dan tamamen çekilmesi muhtemel değil ancak askeri varlığını ve etkisini büyük ölçüde azaltıyor. Ancak, hâlâ şu stratejik noktalarda varlığını sürdürüyor:
• Körfez Ülkeleriyle Askeri İşbirliği: ABD, Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ülkelerle askeri anlaşmalara sahip.
• İsrail ile Stratejik Ortaklık: İsrail’e gelişmiş silahlar sağlamaya devam ediyor.
• İran’ı Sınırlama Politikası: İran’ın nükleer silah geliştirmesini önlemek için diplomatik ve ekonomik baskı uyguluyor.
Sonuç olarak, ABD’nin Orta Doğu’daki doğrudan müdahale dönemi sona eriyor, ancak tamamen yok olması pek olası değil. Bölgeyi artık askeri operasyonlarla değil, ekonomik ve diplomatik yollarla kontrol etmeye çalışıyor.
Gelecek Ne Getirecek?
ABD’nin Orta Doğu’dan çekilmesi, küresel dengeleri yeniden şekillendiriyor. Çin ve Rusya gibi yeni aktörler güç kazanırken, Türkiye, İran ve Suudi Arabistan kendi bölgesel stratejilerini oluşturuyor. İsrail ise giderek yalnızlaşıyor.
Eğer Trump yeniden başkan olursa, bu süreç daha da hızlanabilir. Trump’ın “Önce Amerika” politikası, Orta Doğu’yu ABD için daha az öncelikli hale getirebilir. Ancak ABD tamamen geri çekilirse, bölgedeki güç boşluğu daha büyük krizlere yol açabilir.
Kısacası, ABD’nin Orta Doğu’daki dönemi sona eriyor, ancak yerine kim ya da ne geçecek, henüz kesin değil.
Leave a Reply