Suriye’de Yeni Dönem: Colani ve Mazlum Abdi Anlaşması ve Bölgesel Dengeler

by Mithras Yekanoglu

Suriye’de yıllardır süregelen savaş, yeni aktörler ve anlaşmalarla sürekli değişen bir dinamiğe sahip. Son olarak, Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed el-Colani ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Abdi’nin imzaladığı anlaşma, bölgedeki dengeleri altüst etme potansiyeline sahip. Bu anlaşma, sadece yerel unsurların değil, küresel güçlerin de doğrudan etkisini göstereceği bir sürecin kapısını aralıyor.

Colani ve Mazlum Abdi Kimdir?

Ebu Muhammed el-Colani, 2011 yılından bu yana Suriye’de çeşitli cihatçı grupların liderliğini yapmış bir isimdir. İlk olarak El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’nin komutanı olarak ortaya çıkan Colani, 2016’da grubun ismini değiştirerek Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) adını aldı. Örgüt, uluslararası terör örgütü olarak kabul edilse de zaman içinde daha ‘ılımlı’ bir imaj çizmeye çalıştı. 2025 yılında kendisini “Suriye’nin geçici cumhurbaşkanı” olarak ilan etmesi, onun bölgesel güç olma amacını daha net şekilde ortaya koydu.

Mazlum Abdi ise, SDG’nin başkomutanı olarak biliniyor. ABD’nin desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadelede önemli bir figür olarak öne çıkan Abdi, Kürtlerin Suriye’de özerk bir bölge kurması fikrini savunan liderlerden biri. SDG, ABD ile müttefik bir güç olarak faaliyet göstermesine rağmen Suriye yönetimiyle de zaman zaman görüşmeler gerçekleştiriyor.

Anlaşmanın Detayları

10 Mart 2025’te imzalanan Colani-Abdi anlaşması, sekiz maddeden oluşuyor ve temel olarak şu unsurları içeriyor:

1.Suriye’nin toprak bütünlüğü korunacak.

2.Tüm etnik ve dini grupların siyasi sürece katılımı garanti altına alınacak.

3.Kürtler, Suriye devletinin tanınmış bir topluluğu olarak anayasal güvence altına alınacak.

4.SDG, Suriye’nin resmi ordusuna entegre edilecek.

5.Ülkedeki yerinden edilmiş tüm Suriyelilerin evlerine geri dönmesi sağlanacak.

6.Suriye devletinin, ülkenin güvenliğini tehdit eden tüm unsurlara karşı mücadelesi desteklenecek.

7.Toplumu bölen ve nefret söylemi içeren propagandalar yasaklanacak.

8.Bu maddelerin yıl sonuna kadar uygulanması için ortak çalışma başlatılacak.

Bu Anlaşmanın Arkasındaki Gizli Stratejiler

Her ne kadar Colani ve Abdi, anlaşmayı “Suriye’nin birlik ve bütünlüğü için tarihi bir adım” olarak tanımlasa da perde arkasında çok daha büyük bir oyun oynanıyor olabilir.

1. ABD’nin Rolü ve Küresel Planlar

ABD, 2015’ten beri Suriye’nin kuzeyinde SDG’yi destekleyerek Türkiye’nin etkisini dengelemeye çalışıyor. Ancak Washington, aynı zamanda Suriye’de uzun vadeli bir çözüm arayışında. Mazlum Abdi’nin, Şam ile diyalog kurmaya teşvik edilmesi ve bu süreçte ABD’nin arabulucu rol üstlenmesi, ABD’nin bölgedeki kontrolünü yitirmemek için yeni bir plan üzerinde çalıştığını gösteriyor.

ABD’nin buradaki nihai hedefi, İran’ın etkisini kırmak, Türkiye’yi sınırlamak ve İsrail’in güvenliğini sağlamaktır. ABD’nin, Colani’yi de “ılımlı İslamcı bir lider” olarak Batı kamuoyuna tanıtma çabası, onun Suriye’deki yeni yönetim modeline dahil edilmesi ihtimalini güçlendiriyor.

2. İsrail’in Stratejisi: Zayıf Bir Suriye mi İstiyor?

İsrail, uzun süredir Suriye’de merkezi bir otoritenin oluşmasını istemiyor. Çünkü güçlü bir Suriye, İran’ın bölgedeki etkisini artırabileceği gibi, Hizbullah’ın da İsrail’e yönelik tehditlerini artırmasına sebep olabilir. Bu nedenle İsrail, Suriye’nin çeşitli etnik ve dini gruplar arasında bölünmüş, merkezi otoriteden yoksun bir yapıya sahip olmasını tercih ediyor.

Colani-Abdi anlaşmasının, Suriye’yi federal bir yapıya yönlendirmesi, İsrail’in bölgedeki stratejik çıkarları ile örtüşüyor. Eğer Suriye’de bağımsız ya da yarı bağımsız bir Kürt bölgesi oluşursa, bu hem Türkiye’yi hem de İran’ı rahatsız edecek bir gelişme olur.

3. Türkiye’nin Endişeleri ve Olası Hamleleri

Türkiye, uzun süredir SDG’yi PKK’nın bir uzantısı olarak görüyor ve bu yüzden Suriye’nin kuzeyindeki Kürt varlığını bir güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyor. Ankara, ABD ve Rusya ile yaptığı anlaşmalar neticesinde Suriye’nin kuzeyinde askeri harekatlar düzenlemiş ve Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarıyla belirli bölgeleri kendi kontrolü altına almıştı.

Ancak Colani ile Abdi’nin anlaşması, Türkiye’nin Suriye politikalarını yeniden şekillendirmesine sebep olabilir. Eğer SDG, Suriye ordusuna entegre edilirse, Türkiye’nin SDG’ye yönelik askeri müdahaleleri “Suriye’ye saldırı” olarak değerlendirilebilir ve uluslararası kamuoyunda tepkiyle karşılanabilir.

Bunun yanı sıra, HTŞ’nin Suriye devletine entegre olması, Türkiye’nin İdlib üzerindeki etkisini azaltabilir. Türkiye, HTŞ’yi doğrudan desteklemese de, örgütün varlığı Ankara’nın İdlib’deki stratejik çıkarlarını korumasına yardımcı oluyordu. Şimdi, HTŞ ve SDG’nin Suriye yönetimi ile anlaşması, Türkiye’nin Suriye içindeki manevra alanını daraltabilir.

Bölgenin Geleceği Ne Olacak?

Colani ve Mazlum Abdi arasındaki bu anlaşma, Suriye’nin geleceği açısından büyük önem taşıyor. İlk bakışta, anlaşma Suriye’nin bütünlüğünü sağlamayı ve tüm grupları kapsayan bir siyasi çözüm oluşturmayı amaçlıyor gibi görünüyor. Ancak arka planda, ABD, İsrail, Türkiye ve İran gibi büyük aktörlerin çıkarları doğrultusunda şekillenen bir süreç yaşanıyor.

Türkiye’nin bu anlaşmaya nasıl tepki vereceği, bölgedeki dengeleri belirleyen en önemli faktörlerden biri olacak. Eğer Ankara, bu gelişmeyi tehdit olarak görüp yeni bir askeri operasyon başlatırsa, Suriye’de yeni bir çatışma dalgası kaçınılmaz olabilir.

Öte yandan, Şam yönetimi bu anlaşmayı kabul edip etmeme konusunda bir yol ayrımında bulunuyor. Eğer Esad yönetimi, SDG ve HTŞ ile uzlaşmaya varırsa, Suriye’de savaşın farklı bir aşamaya evrildiğini görebiliriz. Ancak anlaşmanın hayata geçirilmesi zor olacak ve tarafların uzun vadede taahhütlerine ne kadar bağlı kalacağı belirsizliğini koruyor.

Colani-Abdi anlaşması Suriye’de yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Ancak bu dönemin istikrar mı yoksa yeni bir kaos mu getireceği, büyük ölçüde bölgedeki aktörlerin atacağı adımlara bağlı olacak.

Suriye’de yıllardır süregelen savaş, halkın gözleri önünde oynanan bir satranç oyununa dönüşmüş durumda. Bir yanda radikal cihatçı grupların lideri Ebu Muhammed el-Colani, diğer yanda ise Kürt güçlerinin en önemli figürlerinden biri olan Mazlum Abdi var. Görünürde, her ikisi de farklı ideolojik ve etnik grupların çıkarlarını temsil ediyor gibi görünse de perde arkasında halktan saklanan daha büyük bir oyun oynanıyor.

HTŞ lideri Colani ve SDG lideri Mazlum Abdi’nin 2025 itibarıyla yürüttüğü stratejilerin derinliklerine indiğimizde, asıl hedeflerin halkın bildiklerinden çok daha farklı olduğu ortaya çıkıyor. Bu anlaşmanın yalnızca Suriye’nin kaderini değil, Türkiye, İran, ABD ve İsrail gibi büyük aktörlerin bölgedeki stratejilerini de yeniden şekillendirecek derin planlar içerdiği anlaşılıyor.

Colani’nin Gizli Planları: HTŞ’nin Meşruiyet Kazanma Oyunu

Colani, 2011’den bu yana Suriye’de cihatçı ideolojiye sahip grupları yönetiyor. Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) El Kaide bağlantılı bir grup olarak ortaya çıktı, ancak Colani zaman içinde örgütü radikal kökenlerinden uzaklaştırarak, Batı dünyasına “ılımlı bir İslamcı lider” olarak pazarlamak için büyük çaba sarf etti.

HTŞ’yi Terör Listesinden Çıkarmak İçin ABD ve İsrail’le Gizli İlişkiler

Colani’nin en büyük hedeflerinden biri, HTŞ’yi uluslararası terör listesinden çıkarmak ve Suriye’de meşru bir siyasi güç haline gelmek. Bunun için İsrail ve ABD ile perde arkasında görüşmeler yürüttüğü iddia ediliyor.

İsrail’le Anlaşma: Colani, İsrail ile doğrudan çatışmaya girmeyeceğini açıklayarak, Tel Aviv’in güvenlik kaygılarını gidermeye çalışıyor. Ayrıca, HTŞ’nin Filistinli örgütleri silahsızlandırmasına izin verdiği ve İsrail’in bölgedeki çıkarlarına zarar vermeyeceği mesajını verdiği öne sürülüyor.

ABD’nin Desteğini Almak: HTŞ, Suriye’de İran ve Hizbullah’a karşı mücadelede kullanılabilecek bir güç olarak gösterilmeye çalışılıyor. Colani, ABD’ye, “Eğer beni desteklerseniz, İran’a karşı ortak hareket edebiliriz” mesajı veriyor.

Türkiye’ye Karşı Gizli Hamleler

Colani’nin Türkiye’ye karşı yürüttüğü gizli planlar da oldukça dikkat çekici:

HTŞ’nin Suriye Ordusuna Entegrasyonu: HTŞ’yi meşru bir askeri güç haline getirmek için Suriye ordusuna entegre etme planları yapılıyor. Bu plan gerçekleşirse, Türkiye’nin İdlib’deki askeri varlığı ciddi anlamda tehdit altına girebilir.

Türk Güçlerini İdlib’den Çıkarmak: Colani’nin, HTŞ’nin daha geniş bir alanı kontrol etmesi için Türkiye’nin Suriye’den çekilmesini isteyen güçlerle görüştüğü iddia ediliyor.

Mazlum Abdi’nin Gizli Planları: Kürt Özerkliği mi, Bağımsız Devlet mi?

Mazlum Abdi, SDG’nin başkomutanı olarak, Suriye’de Kürtlerin haklarını korumak için mücadele verdiğini iddia ediyor. Ancak perde arkasında, SDG’nin Suriye’nin kuzeyinde tam bağımsız bir Kürt devleti kurma planları yaptığı yönünde ciddi iddialar var.

SDG’yi Suriye Ordusuna Entegre Etme Kılıfı Altında Özerklik Planı

Mazlum Abdi, SDG’yi Suriye ordusuna entegre etmekten bahsediyor, ancak bu entegrasyonun perde arkasında gizli bir özerklik planı olduğu söyleniyor.

Kürtlerin Suriye’de Resmi Tanınması: Anlaşmaya göre, Kürtler artık Suriye’nin “yerli halkı” olarak anayasal bir güvence altına alınacak. Bu, uzun vadede Kürtlerin federal bir yapı içinde bağımsız bir yönetim oluşturmasının ilk adımı olabilir.

Petrol Sahalarının Kontrolü: SDG, Suriye’nin doğusundaki petrol sahalarının yönetimini bırakmak istemiyor. Eğer Kürt bölgesi ekonomik olarak bağımsız hale gelirse, ileride tam bağımsızlık için bir zemin hazırlanmış olacak.

Türkiye’ye Karşı ABD’nin Garantisi Altında Koruma Planı

Mazlum Abdi, Türkiye’nin olası saldırılarını engellemek için ABD ile gizli bir mutabakat yaptığı iddia ediliyor.

ABD’nin Kürtlere Askeri Güvence Vermesi: SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesi, Türkiye’nin operasyonlarını zorlaştırabilir. Çünkü SDG artık “resmi bir Suriye askeri gücü” olursa, Türkiye’nin ona saldırması uluslararası hukuk açısından daha büyük bir kriz yaratabilir.

ABD’nin Türkiye’yi Dengelemesi: ABD, Suriye’nin kuzeyinde Kürtleri destekleyerek Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini kırmayı planlıyor. Washington, Türkiye’yi dengeleme stratejisinin bir parçası olarak SDG’yi Suriye içinde resmi bir statüye kavuşturmayı hedefliyor.

İsrail ve ABD’nin Gölgesinde Bir Oyun mu Dönüyor?

Colani ve Mazlum Abdi’nin anlaşması, yalnızca Suriye içindeki aktörlerin değil, bölgedeki büyük güçlerin de planları doğrultusunda şekilleniyor.

İsrail’in Stratejik Hedefi: Suriye’yi parçalanmış bir devlet olarak tutarak, İran’ın etkisini sınırlamak ve kendi güvenliğini sağlamak. İsrail’in Orta Doğu’daki en büyük güvenlik endişesi, Suriye’nin güçlü bir devlet olarak yeniden ayağa kalkması ve İran’ın buradaki nüfuzunu artırmasıdır. İsrail, özellikle İran destekli Şii milislerin Suriye’de güç kazanmasını bir güvenlik tehdidi olarak görüyor. İran’ın Suriye toprakları üzerinden Lübnan’daki Hizbullah’a silah ve askeri destek göndermesi, İsrail’in kırmızı çizgilerinden biri. Bu yüzden Tel Aviv yönetimi, Suriye’de merkezi otoritenin zayıf kalmasını istiyor ve bölgedeki bölünme süreçlerine destek veriyor.

İsrail’in Suriye Stratejisinin Temel Unsurları

Suriye’nin Merkezi Bir Devlet Olmasını Engellemek

İsrail, güçlü bir merkezi hükümetin Suriye’yi istikrara kavuşturacağını ve İran’ın etkisini artıracağını düşünüyor. Bu nedenle, Suriye’nin çeşitli etnik ve mezhepsel gruplara bölünmesini istiyor. Federal bir Suriye ya da zayıf bir merkezi otorite, İsrail için en ideal senaryolardan biri.

HTŞ’yi Destekleyerek İran’a Karşı Kullanmak

İsrail’in gizli olarak HTŞ ile bazı temaslar kurduğu ve bu örgütün İran destekli güçlere karşı kullanılabileceği iddiaları mevcut. Colani liderliğindeki HTŞ’nin, İran yanlısı gruplara karşı bir denge unsuru olarak değerlendirildiği söyleniyor.

Kürtleri Destekleyerek Türkiye ve İran’ı Zayıflatmak

İsrail, Suriye’de Kürtleri destekleyerek hem Türkiye’yi hem de İran’ı zayıflatmayı amaçlıyor. Kürtler, İsrail için bir “tampon bölge” oluşturma aracı olarak görülüyor. Eğer SDG bağımsız bir yönetim haline gelirse, İran’ın Suriye üzerindeki etkisi azalabilir.

Golan Tepeleri’ni Güvence Altına Almak

1967’de İsrail tarafından işgal edilen Golan Tepeleri, Suriye’nin güçlü bir devlet olması halinde tekrar gündeme gelebilir. İsrail, Golan Tepeleri’ni elinde tutabilmek için Suriye’nin bölünmüş kalmasını istiyor.

İsrail’in Planı Gerçekleşirse Ne Olur?

Suriye bir federal yapıya dönüşebilir ve merkezi hükümet zayıf kalabilir. Kürtler bağımsızlık kazanırsa, İran’ın bölgedeki hareket alanı daralır. HTŞ’nin meşruiyet kazanması, İran’a karşı yeni bir denge unsuru yaratabilir. Türkiye, sınır güvenliği konusunda yeni risklerle karşı karşıya kalabilir. 

ABD’nin Bölgeyi Yeniden Dizayn Etme Planı: Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak, İran’ı Suriye’den uzaklaştırmak ve Suriye’yi bir federasyon haline getirerek yönetilebilir hale getirmek. ABD, Suriye’yi sadece yerel bir kriz olarak görmüyor. Washington için Suriye, Rusya, İran ve Türkiye’nin etkisini sınırlamak ve İsrail’in güvenliğini sağlamak için önemli bir savaş alanı. ABD’nin temel amacı, bölgedeki rakip güçleri dengelemek ve uzun vadeli çıkarlarını koruyacak bir düzen oluşturmak.

ABD’nin Suriye Politikasının Temel Unsurları

İran’ı Suriye’den Çıkarmak ve Şii Hilalini Kırmak

İran, Suriye’yi Lübnan’daki Hizbullah’a askeri destek sağlamak için bir köprü olarak kullanıyor. ABD, İran’ın bölgedeki etkisini kırmak için Suriye’deki Şii milis gruplarını zayıflatmaya çalışıyor. İsrail’in hava saldırıları, ABD’nin desteğiyle İran’ın askeri varlığını hedef alıyor.

Rusya’nın Etkisini Azaltmak

Rusya, Suriye’de Esad yönetimini destekleyerek askeri üsler kurdu ve Doğu Akdeniz’de güçlü bir konum elde etti. ABD, Suriye’deki muhalif grupları destekleyerek Rusya’nın nüfuzunu sınırlamaya çalışıyor. Washington, Rusya’nın Suriye’de uzun vadeli bir barış süreci oluşturmasını engellemek için çeşitli taktikler geliştiriyor.

Türkiye’yi Dengelemek ve SDG’yi Koruma Altına Almak

ABD, Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonlarını kontrol altına almak için SDG’ye sürekli destek veriyor. Türkiye’nin, ABD’nin izni olmadan yeni bir sınır ötesi operasyon yapmasını zorlaştırmaya çalışıyor. SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunu teşvik ederek, Türkiye’nin bölgedeki etkisini zayıflatmayı amaçlıyor.

Suriye’yi Parçalanmış Bir Yapıda Tutmak

ABD, güçlü bir Suriye yerine farklı grupların kontrol ettiği bir bölge yapısını tercih ediyor. Bu sayede, Suriye’nin merkezi bir yönetim altında birleşmesi engellenerek İran ve Rusya gibi ABD karşıtı güçlerin etkisi sınırlandırılmış olacak.

ABD’nin Planı Gerçekleşirse Ne Olur?

İran ve Hizbullah Suriye’de daha fazla baskı altına girer. Suriye’nin parçalanması kalıcı hale gelebilir. Türkiye’nin Suriye’deki etkisi azalır ve sınır güvenliği tehlikeye girer. Rusya, Suriye üzerindeki kontrolünü yavaş yavaş kaybedebilir. İsrail, Suriye’den gelen tehditlere karşı daha güvende olur.

Türkiye Açısından Riskler

Hem İsrail’in hem de ABD’nin Suriye üzerindeki planları, Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından ciddi tehditler oluşturuyor. Eğer bu stratejiler başarılı olursa:

Suriye’de Kürt özerk yönetimi resmen tanınabilir ve Türkiye’nin güney sınırı boyunca bir PKK bağlantılı yapı kurulabilir. Türkiye’nin Suriye’deki askeri operasyonları uluslararası baskı nedeniyle engellenebilir. İran ve Rusya’nın bölgedeki etkisinin azalması, Türkiye’yi daha yalnız bir aktör haline getirebilir.

Bu süreçte Türkiye, kendi sınır güvenliği için sert askeri önlemler almak zorunda kalabilir. Eğer Ankara bu planlara karşı diplomatik ve askeri adımları önceden belirlemezse, önümüzdeki yıllarda Suriye’nin parçalanması ve Türkiye’ye yönelik güvenlik tehditlerinin artması kaçınılmaz hale gelecektir. Bu bağlamda, Colani’nin meşruiyet kazanması ve Mazlum Abdi’nin özerklik taleplerinin örtülü olarak desteklenmesi, İsrail ve ABD’nin çıkarlarıyla birebir örtüşüyor.

Colani ve Mazlum Abdi arasındaki anlaşma, bölge halkına “barış” ve “birlik” adı altında sunulsa da perde arkasında şu hedefler yatıyor:

1. HTŞ’nin Batı tarafından kabul edilmesi ve meşrulaştırılması.

2. SDG’nin bağımsız bir yapı haline getirilerek Kürtlerin federal statü kazanması. 

3. Türkiye’nin Suriye’deki etkisinin zayıflatılması ve olası askeri operasyonlarının engellenmesi.

4. İsrail’in güvenliğini sağlamak için Suriye’nin parçalanmış bir yapıda kalması.

5. ABD’nin bölgedeki kontrolünü sürdürebilmesi için HTŞ ve SDG üzerinden bir denge politikası yürütmesi.

HTŞ, uzun yıllar boyunca El Kaide bağlantılı bir terör örgütü olarak görüldü. Ancak Colani, örgütün imajını değiştirmek ve uluslararası meşruiyet kazanmak için çeşitli adımlar attı.

Nasıl Bir Strateji İzleniyor?

İdeolojik Yumuşama: HTŞ, son yıllarda aşırı radikal ideolojisinden kısmen uzaklaşarak, Batı ile ilişkileri geliştirmeye çalışıyor.

Batı Medyasında Yeni Bir İmaj: Colani, bazı Batılı medya kuruluşlarına röportajlar vererek kendisini “ılımlı bir İslamcı lider” olarak tanıtmaya başladı.

Türkiye ile İlişkiler: Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde HTŞ’nin etkili olduğu bölgelerde askeri varlığını sürdürüyor. Colani, Türkiye’nin desteğini tamamen kaybetmemek için Ankara ile pragmatik bir ilişki yürütmeye çalışıyor.

HTŞ’nin Batı Tarafından Kabul Edilmesinin Sonuçları

HTŞ’nin uluslararası meşruiyet kazanması, radikal grupların Batı ile pazarlık yaparak kendilerine yeni bir statü kazanmalarının önünü açabilir. Türkiye’nin İdlib’deki askeri varlığı zor durumda kalabilir ve HTŞ’nin güçlenmesiyle bölgedeki denetimi zayıflayabilir. Rusya ve İran, HTŞ’nin Batı desteği alarak Suriye yönetimine karşı güçlenmesini büyük bir tehdit olarak görebilir.

SDG’nin Bağımsız Bir Yapı Haline Getirilerek Kürtlerin Federal Statü Kazanması

SDG, Suriye’de Kürtlerin haklarını koruma iddiasıyla hareket eden bir yapı olarak ortaya çıktı. Ancak zaman içinde bu yapı, Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir yönetim kurma yönünde ciddi adımlar attı.

SDG’nin Federal Statü Kazanma Stratejisi

Suriye Anayasasına Kürtlerin Özerk Statüsünü Dahil Ettirmek: Mazlum Abdi, SDG’yi Suriye ordusuna entegre etme sürecini kullanarak, Kürtlerin resmi bir özerk statü kazanmasını hedefliyor.

Petrol Sahalarının Kontrolünü Bırakmamak: SDG, ABD’nin desteğiyle Deyrizor ve Haseke bölgelerindeki petrol sahalarını kontrol etmeye devam ediyor. Bu ekonomik bağımsızlık, ileride siyasi bağımsızlık için bir temel oluşturabilir.

ABD’nin Desteğini Güvence Altına Almak: SDG, ABD ile askeri ve siyasi işbirliğini sürdürerek, Türkiye’nin olası müdahalelerine karşı koruma sağlamayı amaçlıyor.

SDG’nin Bağımsızlaşması Durumunda Olası Sonuçlar

Türkiye, sınırında PKK bağlantılı bir Kürt devleti oluşmasını ulusal güvenliği açısından büyük bir tehdit olarak görecek ve askeri operasyon ihtimali artacaktır. Suriye yönetimi, ülkenin bölünmesini engellemek için Kürtlerle doğrudan çatışmaya girebilir. İran, Irak’taki Kürt yönetimi ile birleşme ihtimaline karşı SDG’nin bağımsızlık kazanmasını istemeyecektir.

Türkiye’nin Suriye’deki Etkisinin Zayıflatılması ve Olası Askeri Operasyonlarının Engellenmesi

Türkiye, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana sahada aktif bir rol oynadı ve sınır ötesi askeri operasyonlarla terör örgütleriyle mücadele etti. Ancak Colani ve Mazlum Abdi’nin anlaşması, Türkiye’nin bölgedeki etkisini kırmaya yönelik bir hamle olabilir.

Türkiye’nin Etkisinin Kırılması İçin Planlanan Adımlar

SDG’nin Suriye Ordusuna Entegrasyonu: Eğer SDG, Suriye ordusunun resmi bir parçası haline gelirse, Türkiye’nin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı bölgelerine yönelik operasyonları uluslararası baskı altında kalabilir.

İdlib’de HTŞ’nin Güçlendirilmesi: HTŞ’nin Batı tarafından meşru bir aktör olarak kabul edilmesi, Türkiye’nin İdlib’deki operasyonlarını zorlaştırabilir.

ABD ve AB’nin Türkiye’ye Yaptırım Uygulaması: Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığına karşı uluslararası toplumda olumsuz bir hava yaratılarak ekonomik ve diplomatik yaptırımlar uygulanabilir.

Türkiye’nin Zayıflatılması Halinde Olası Sonuçlar

Türkiye, Suriye’deki sınır güvenliğini sağlamakta zorlanabilir. PKK/YPG, Türkiye sınırında daha güçlü bir konuma gelebilir ve uzun vadede Türkiye’nin güneyinde güvenlik riskleri artabilir. Türkiye’nin Suriye’deki etkisi azaldıkça, bölgedeki ABD ve İsrail politikaları daha rahat bir şekilde uygulanabilir hale gelebilir.

İsrail’in Güvenliğini Sağlamak İçin Suriye’nin Parçalanmış Bir Yapıda Kalması

İsrail, uzun yıllardır Suriye’nin güçlü bir devlet haline gelmesini istemedi. Çünkü güçlü bir Suriye, İran ve Hizbullah’ın bölgedeki etkinliğini artırabilir. Bu yüzden, Colani ve Mazlum Abdi’nin planları İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyor olabilir.

İsrail’in Suriye’yi Parçalama Stratejisi

HTŞ’yi İran’a Karşı Kullanmak: HTŞ, İsrail’in bölgedeki en büyük düşmanı olan İran ve Hizbullah’a karşı bir denge unsuru olarak kullanılabilir.

SDG’nin Bağımsızlığına Destek Verilmesi: Eğer Kürtler Suriye’den ayrılırsa, İsrail için bir tehdit oluşturmayacak, aksine İran’ın nüfuzunu kıracak bir tampon bölge oluşacaktır.

Suriye’nin Bölünmesi Halinde Olası Sonuçlar

İsrail, Golan Tepeleri’ndeki varlığını daha rahat sürdürebilir. İran ve Hizbullah, Suriye’de daha zor hareket eder hale gelir. ABD ve Batılı ülkeler, Suriye’de istikrarlı bir merkezi hükümet olmamasını kendi çıkarları için kullanabilir.

ABD’nin Bölgedeki Kontrolünü Sürdürmesi İçin HTŞ ve SDG Üzerinden Bir Denge Politikası Yürütmesi

ABD, Suriye’de İran ve Rusya’nın etkisini azaltmaya çalışırken, aynı zamanda Türkiye’nin bölgedeki gücünü sınırlamak istiyor.

ABD’nin Bölgedeki Stratejisi

SDG’yi Destekleyerek Türkiye’yi Dengelemek: ABD, SDG’nin bağımsız bir güç olarak varlığını sürdürmesini sağlayarak Türkiye’yi baskı altına alıyor.

HTŞ’yi Kullanarak İran’ı Zayıflatmak: Colani’nin HTŞ’si, İran’ın Şii milislerine karşı bir tehdit olarak kullanılabilir.

ABD’nin Suriye Stratejisi Başarılı Olursa Olası Sonuçlar

Türkiye’nin Suriye’deki etkisi azalabilir. İran’ın bölgedeki nüfuzu kırılabilir. Rusya’nın Suriye üzerindeki kontrolü zayıflayabilir.

Suriye’de görünenin çok ötesinde bir oyun oynanıyor ve halktan saklanan gerçekler, önümüzdeki yıllarda bölgedeki dengeleri radikal bir şekilde değiştirebilir.

Leave a Reply

error: İçerik Korunuyor !!

Discover more from Mithras Yekanoglu

Subscribe now to keep reading and get access to the full archive.

Continue reading