by Mithras Yekanoglu

Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy, siyasi kariyerinin başından itibaren hem Batı medyası hem de Avrupa’daki siyasi aktörler tarafından desteklenen ve öne çıkarılan bir figür oldu. Başlangıçta bir komedyen ve televizyon yıldızı olarak tanınan Zelenskyy, kısa sürede Ukrayna’nın en yüksek makamına yükseldi ve özellikle Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte uluslararası arenada bir kahraman gibi sunulmaya başlandı. Ancak onun gerçekten Ukrayna halkının iradesiyle hareket eden bağımsız bir lider mi, yoksa Batı’nın stratejik çıkarları doğrultusunda desteklediği ve öne sürdüğü bir “yarış atı” mı olduğu sorusu, giderek daha fazla tartışılmaya başlandı.
Batı’nın Zelenskyy’yi Öne Çıkarması Tesadüf mü?
Zelenskyy’nin iktidara gelmesi, Ukrayna’nın Batı ile Rusya arasında sıkışmış jeopolitik konumuyla yakından ilişkilidir. 2014’teki Euromaidan olaylarından sonra Ukrayna, giderek Batı bloğuna entegre olmaya yöneldi ve bu süreçte Rusya ile olan bağlarını koparma yoluna girdi. Batı için Ukrayna’nın NATO ve AB’ye entegre edilmesi büyük bir stratejik kazanım anlamına geliyordu. Ancak bu planın önündeki en büyük engel, doğrudan Rusya’nın tepkisiydi. İşte tam bu noktada, Batı’nın Ukrayna’yı yönetecek güçlü ve sadık bir figüre ihtiyacı vardı.
Zelenskyy’nin siyasi yükselişi ve Batı tarafından desteklenmesi tam da bu döneme denk geldi. Onun liderliğinde Ukrayna, Batı’nın politikalarını sorgulamadan uygulayan bir ülkeye dönüştü. Avrupa ve ABD’nin desteğiyle Ukrayna ordusu modernize edildi, NATO ile ortaklıklar güçlendirildi ve ekonomik yardımlar hızla arttı. Zelenskyy, sadece bir devlet başkanı değil, aynı zamanda Batı’nın çıkarlarını doğrudan temsil eden bir figür haline geldi.
Savaşın Uzaması Kimin Çıkarına?
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya askeri operasyon başlatmasıyla birlikte, Zelenskyy dünya çapında “direnişin simgesi” olarak lanse edildi. Batı medyası onu sürekli ön plana çıkararak kahramanlaştırdı, sosyal medya ve küresel yayın organları Zelenskyy’yi demokrasi ve özgürlüğün savunucusu olarak sundu. Ancak dikkatlice incelendiğinde, onun izlediği politikaların Ukrayna halkının çıkarlarından çok Batı’nın stratejik hedefleriyle örtüştüğü görülüyor.
Zelenskyy, savaşın ilk günlerinden itibaren Rusya ile müzakerelere kapıyı kapattı ve sürekli olarak daha fazla silah, daha fazla mali destek ve daha fazla NATO müdahalesi talep etti. Batı ülkeleri de bu taleplere hızla yanıt vererek Ukrayna’ya milyarlarca dolarlık askeri ve ekonomik yardım sağladı. Ancak bu yardımlar Ukrayna’nın gerçekten kazanması için mi yapıldı, yoksa Ukrayna’nın Rusya’yı yıpratmak için bir vekil devlet olarak kullanılması mı amaçlandı?
Bu noktada kritik soru şudur: Eğer Zelenskyy gerçekten bağımsız bir lider olsaydı, savaşı uzatmak yerine diplomatik yolları daha güçlü şekilde zorlamaz mıydı? Ukrayna halkının çektiği acılar, ekonomik yıkım ve savaşın getirdiği insani kriz göz önüne alındığında, Batı’nın desteğiyle hareket eden bir liderin neden barışa yönelik somut adımlar atmadığı sorgulanmalıdır.
Avrupa’nın Hesapları ve Ukrayna’nın Geleceği
Avrupa Birliği ve ABD için Ukrayna, doğrudan Rusya’yı zayıflatmanın en uygun aracı haline gelmiştir. Batı, Rusya’yı doğrudan karşısına almak yerine Ukrayna üzerinden bir vekalet savaşı yürütmekte, bu süreçte Zelenskyy’yi de kendi stratejik hesaplarına uygun bir figür olarak kullanmaktadır.
Batı’nın desteklediği liderler genellikle belirli bir dönemde parlatılır, yoğun bir medya desteğiyle kahramanlaştırılır ve belirli bir süre sonra siyasi olarak sahneden çekilirler. Tarihte bunun pek çok örneği vardır: Saddam Hüseyin, Muammer Kaddafi, Afganistan’daki çeşitli liderler… Batı’nın stratejik çıkarları değiştiğinde, bir zamanlar desteklenen liderler bir anda gözden düşebilir. Zelenskyy’nin de uzun vadede bu kaderi paylaşma ihtimali oldukça yüksektir.
Bugün Batı tarafından güçlü bir lider olarak gösterilen Zelenskyy, savaşın uzaması halinde Ukrayna’da halk desteğini kaybedebilir. Ülkenin ekonomik çöküşü, altyapının yok olması ve halkın giderek daha fazla savaş yorgunluğu yaşaması, Batı’nın Ukrayna üzerindeki stratejik hesaplarını değiştirebilir. Eğer Batı, Ukrayna’nın artık kendisine fayda sağlamadığını düşünürse, Zelenskyy de bir anda gözden çıkarılan liderler listesine eklenebilir.
Sonuç: Bağımsız Lider mi, Batı’nın Yarış Atı mı?
Zelenskyy’nin gerçek kimliği ve amacı hakkında ciddi soru işaretleri bulunmaktadır. O, gerçekten Ukrayna halkının bağımsızlığı ve refahı için mi çalışmaktadır, yoksa Batı’nın stratejik oyunlarında öne sürdüğü bir yarış atı mıdır?
Onun bugüne kadar izlediği politikalar, Batı’nın çıkarlarına tam uyum sağladığını göstermektedir. Avrupa ve ABD’nin güçlü desteğiyle ayakta duran bir liderin, bağımsız kararlar alması neredeyse imkânsızdır. Zelenskyy, Batı’nın desteğiyle güçlendiği sürece, Ukrayna halkının geleceği konusunda kendi iradesini ortaya koyamayacaktır.
Ukrayna halkı için asıl soru şudur: Onlar gerçekten bağımsız bir ülke mi istiyorlar, yoksa Batı’nın kontrolü altında süresiz bir savaş içinde mi kalacaklar? Eğer cevap birincisiyse, Zelenskyy’nin politikalarını ve onun gerçekten kimin adına hareket ettiğini sorgulama vakti gelmiştir.
Zelenskyy ve Trump: Yeni Bir Cephe mi Açılıyor?
Son dönemde Zelenskyy’nin, ABD Başkanı Donald Trump’a karşı sergilediği tutum, onun Batı’nın siyasi oyunlarında nasıl bir figür olarak kullanıldığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Trump, başkanlık koltuğuna geri döndüğünden beri Ukrayna’ya verilen destek konusunda daha temkinli ve sorgulayıcı bir tavır sergiliyor. Başkanlığı döneminde de Ukrayna’ya yapılan yardımları şeffaflık açısından sorgulamış ve Kiev yönetiminin Batı desteğine olan bağımlılığını eleştirmişti. Şimdi ise başkan olarak tekrar göreve geldiğinde, savaşın gidişatını ve Ukrayna’ya verilen desteği gözden geçirme konusunda net sinyaller veriyor.
Zelenskyy, Trump’ın Ukrayna politikasına yönelik eleştirilerine karşı açıkça tepki göstererek, Batı’nın desteğini kaybetmemek adına yeni bir hamle arayışına girmiş durumda. Trump’ın Ukrayna’ya olan yardımları azaltabileceği ya da savaşın çözümüne yönelik daha farklı bir yaklaşım benimseyebileceği ihtimali, Kiev yönetimi için büyük bir endişe kaynağı haline geldi. Çünkü Ukrayna, uzun süredir Batı’dan gelen mali ve askeri yardımlarla ayakta kalıyor. Trump’ın “Amerika Öncelikli” politikası çerçevesinde Ukrayna’ya olan desteği sınırlama ihtimali, Zelenskyy için varoluşsal bir tehdit anlamına geliyor.
Bununla birlikte, Zelenskyy’nin Trump’a karşı doğrudan sert bir duruş sergilemesi, onun ne kadar bağımsız hareket edebildiği konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Eğer gerçekten Ukrayna halkının çıkarlarını önceleyen bağımsız bir lider olsaydı, Washington’daki bir başkan değişimi onun politikalarını ve Ukrayna’nın geleceğini bu kadar derinden etkilememeliydi. Ancak görünen o ki, Kiev’in kaderi büyük ölçüde Batı’daki siyasi dengelere bağlı ve Zelenskyy de bu denklemin bir parçası olarak hareket ediyor.
Trump’ın Ukrayna’ya yönelik yardımları azaltma veya koşullara bağlama yönündeki politikaları, Batı yanlısı çevrelerde büyük bir rahatsızlık yaratıyor. Bunun sonucunda Zelenskyy, Trump’a karşı sert açıklamalar yapmaya ve Batı’daki liberal çevrelerden destek toplamaya çalışıyor. Ancak bu tavır, onun gerçekten Ukrayna halkının lideri mi yoksa Batı’nın stratejik hesaplarında kullanılan bir figür mü olduğu sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Eğer Ukrayna’nın geleceği, Batı desteğine bağımlı olmaktan çıkıp gerçek anlamda bağımsız bir yönetime kavuşacaksa, Zelenskyy’nin yalnızca Trump’ı hedef almak yerine, ülkesinin kendi ayakları üzerinde durabileceği bir sistem inşa etmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Ukrayna sadece Batı’nın ve ABD’nin değişen politik rüzgarlarına göre şekillenen bir piyondan öteye gidemeyecek.
Zelenskyy, İngiltere’nin Sıcak Kucaklaması, Putin’in Hesapları ve Erdoğan’ın Şemsiyesi: Küresel Satrancın Yeni Hamleleri
Donald Trump’ın başkan olarak geri dönüşü, Ukrayna savaşındaki dengeleri ciddi şekilde değiştirmeye başladı. Başkanlığı döneminde Ukrayna’ya yönelik yardımları sorgulayan Trump, şimdi de ABD’nin Ukrayna’ya sağladığı desteği gözden geçireceğini belirtti. Bu durum, Kiev yönetimini endişelendirirken, Zelenskyy’nin Batı’daki en güçlü müttefiklerinden biri olan İngiltere’nin kendisini hemen sahiplenmesi ve destek mesajları vermesi dikkat çekici bir gelişme oldu.
Ancak bu olaylar sadece Batı içindeki güç dengelerini değil, aynı zamanda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in stratejik hesaplarını ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik hamlelerini de doğrudan etkiliyor. İngiltere’nin Zelenskyy’ye gösterdiği sıcak ilgi, Putin’in nasıl bir karşı hamle planladığını ve Erdoğan’ın Zelenskyy’yi yağmurlu havada şemsiye ile karşılamasının diplomatik anlamlarını detaylıca ele almak gerekiyor.
İngiltere’nin Mesajı: “Seninleyiz, Trump’a Rağmen”
Trump’ın başkan olmasıyla birlikte, Batı bloğu içinde Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesi konusunda yeni bir ayrışma ortaya çıktı. Trump’ın “Amerika Öncelikli” politikası, ABD’nin doğrudan Ukrayna’ya yaptığı yardımları azaltabileceğini ve Avrupa ülkelerinin kendi güvenlik sorumluluklarını üstlenmeleri gerektiğini öne sürüyor. Bu mesaj, Kiev’de derin bir endişe yaratırken, İngiltere hızla harekete geçti ve Zelenskyy’yi sıcak bir şekilde ağırlayarak güçlü bir destek mesajı verdi.
İngiltere’nin bu adımı birkaç önemli nedeni kapsıyor:
- ABD’nin Zayıflayan Liderliğini Dengelemek: Trump, Ukrayna politikasında net bir şekilde daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Bu durum, Avrupa’daki bazı ülkeleri, özellikle de İngiltere’yi, Ukrayna’ya verilen desteği sürdürme konusunda daha aktif olmaya itiyor.
- Rusya’ya Karşı Sert Tutumun Devamı: İngiltere, Rusya’yı Avrupa için en büyük tehdit olarak görüyor ve Ukrayna’yı desteklemeyi bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriyor. İngiltere, Rusya’nın Avrupa üzerindeki etkisini kırmak için Ukrayna’nın Batı’dan kopmamasını sağlamak istiyor.
- Avrupa İçinde Güçlü Bir Konum Sağlama Çabası: Brexit sonrası Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere, küresel arenada etkin bir güç olarak kalmak için kendine yeni bir rol biçiyor. Ukrayna’ya açık destek vermek, İngiltere’nin ABD’den bağımsız olarak Avrupa içinde lider bir aktör olarak öne çıkmasını sağlıyor.
İngiltere’nin Zelenskyy’ye verdiği bu destek, sadece Ukrayna’ya değil, aynı zamanda Washington’a da verilmiş bir mesaj olarak okunmalı: “Eğer Trump Ukrayna’ya olan desteği azaltırsa, biz devrede olacağız.” Ancak bu hamle, Rusya’nın stratejik hesaplarını nasıl şekillendiriyor?
Putin’in Perspektifi: Batı İçindeki Ayrışmayı Kullanmak
Putin için en büyük avantajlardan biri, Batı’nın Ukrayna konusundaki birlikteliğinde ortaya çıkan çatlakları kullanmak. Trump’ın Ukrayna’ya olan desteğini azaltma ihtimali, Putin’in diplomatik ve askeri planlarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
- Batı’nın Bölünmesini Kullanarak Diplomasiyi Güçlendirmek: Eğer ABD desteğini azaltırsa ve Avrupa içinde de farklı sesler çıkmaya başlarsa, Rusya Ukrayna’ya baskıyı artırmak için daha fazla diplomatik fırsat yakalayabilir. Trump’ın pragmatik yaklaşımını bilen Putin, Washington ile yeni bir müzakere süreci başlatma ihtimalini değerlendirebilir.
- Ukrayna’nın Direncini Zayıflatmak: ABD’den gelen yardımların azalması, Ukrayna’nın askeri gücünü ve direncini doğrudan etkileyebilir. Putin, bu durumu Ukrayna’nın savaş kapasitesini zayıflatmak ve daha avantajlı bir konum elde etmek için kullanabilir.
- Erdoğan Üzerinden Alternatif Bir Diplomatik Kanal Açmak: Putin, Ukrayna meselesinde Batı’nın içindeki farklılıkları kullanmanın yanı sıra, Türkiye gibi arabulucu konumundaki ülkelerle ilişkilerini daha da geliştirmeyi hedefleyebilir. Türkiye’nin hem Rusya hem de Ukrayna ile dengeli ilişkileri, Putin’in Batı’nın dışında bir diplomatik kanal yaratmasını sağlayabilir.
Bu noktada, Erdoğan’ın Zelenskyy ile olan görüşmesi ve Ankara’da gösterdiği misafirperverlik de önemli bir diplomatik hamle olarak karşımıza çıkıyor.
Erdoğan’ın Şemsiyesi: Küçük Ama Güçlü Bir Diplomatik Mesaj
Zelenskyy’nin Ankara ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onu yağmurlu havada şahsen karşılaması ve üzerinde şemsiye tutması, sembolik olarak dikkat çeken bir hareketti. Küçük bir detay gibi görünse de, bu sahne önemli diplomatik mesajlar içeriyor.
- Türkiye’nin “Koruyucu Güç” İmajı: Erdoğan, Ukrayna savaşında arabulucu bir rol üstlenerek hem Moskova hem de Kiev ile ilişkilerini dengeli tutmaya çalışıyor. Şemsiyenin bir anlamı da Türkiye’nin Ukrayna için diplomatik bir koruma sağlayan aktörlerden biri olduğu mesajıdır.
- Türkiye’nin Ukrayna’ya Mesafeli Ama Dostane Desteği: Türkiye, Ukrayna’ya silah yardımı yaparken aynı zamanda Rusya ile ilişkilerini de koparmamaya çalışıyor. Erdoğan’ın bu jesti, Türkiye’nin tarafsız ama dostane bir müttefik olarak konumlandığını ve Ukrayna’nın yalnız kalmadığını göstermeye yönelik bir diplomatik mesaj olabilir.
- Batı’ya Bağımlı Olmadan Kendi Denge Politikalarını Yürütme Stratejisi: Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak kendi bağımsız diplomatik oyununu oynadığını göstermek istiyor. Batı’nın Ukrayna politikasındaki çalkantılar devam ederken, Türkiye’nin “dengeleyici” konumu, hem Moskova hem de Kiev için kritik bir faktör olmaya devam ediyor.
Sonuç: Küresel Güç Dengeleri Yeniden Şekilleniyor
Zelenskyy’nin Batı’daki müttefiklerinden destek arayışı, Trump’ın politikalarındaki değişim, İngiltere’nin hızlı hareket etmesi, Putin’in fırsatları değerlendirmesi ve Erdoğan’ın diplomatik manevraları, Ukrayna savaşının sadece bir cephe savaşı olmadığını, küresel bir satranç oyunu haline geldiğini gösteriyor.
Bu süreçte:
• İngiltere, Ukrayna’ya sahip çıkarak hem Trump’a hem de Rusya’ya güçlü bir mesaj veriyor.
• Putin, Batı’daki bu ayrışmayı kullanarak Rusya’nın diplomatik ve askeri avantajlarını artırmaya çalışıyor.
• Erdoğan, Türkiye’nin bölgesel güç olarak dengeleyici bir aktör olduğunu göstermeye devam ediyor.
Zelenskyy’nin bu yeni dengeler içinde nasıl bir yol izleyeceği, Ukrayna’nın geleceği açısından kritik olacak. Eğer Batı’daki desteği zayıflarsa, Putin’in baskısı artabilir ve Türkiye gibi arabulucu aktörler daha fazla öne çıkabilir. Küresel satranç tahtasında taşlar yeniden dizilirken, Ukrayna için en büyük soru şu: Gerçekten bağımsız bir yol çizebilecek mi, yoksa Batı’daki yeni güç dengelerinin bir piyonu olarak mı kalacak?
Leave a Reply